f4ea3779-a4ad-4c11-ba0b-1c84a1aafda9Baharın gelmesiyle birlikte doğadaki uyanışa tanık oluyorum büyük bir keyifle. Sert geçen kışa inat, yeşile çaldı dört bir yan… Geçici görevimin ilk günlerinde dağları beyaz bir örtü gibi kaplayan karlar yavaş yavaş erimeye, dereler kar sularını göllere taşımaya başladı. Nisan sonu, Mayıs başı , Gömbe ve civar köylerinde heyecan içinde beklenir. Çünkü her sene bu tarihler arasında Gömbe’yi koynuna almış gibi duran azametli Akdağ’dan  buradakilerin diliyle Uçarsu’nun  “patlama” zamanı gelmiştir.

Bütün kış derin bir sessizliğe gömülmüş olan Uçarsu Şelalesi , bir çok kaya gözünden teker teker patlayan kaynakların birleşmesiyle metrelerce yukarıdan vadiye yeniden dökülmeye başlar. Bu durumun bilimsel açıklaması olarak, yoğun kar ve soğuğa bağlı olarak şelaleyi besleyen göllerin donması nedeniyle kışın su kesilir ve Fethiye ovasına doğru akar. Baharın gelmesiyle de eriyen buzlar nedeniyle tekrar Gömbe tarafına akmaya başlar. Ama bu açıklamadan daha ilginç olanı bu şelale ile ilgili birbirine benzer iki efsane olmasıdır.

Birinci efsaneye göre, Gömbe’ye yakın bir alevi köyü olan Tekke’de yaşayan Abdal Musa , Uçarsu’yun arkasında bir köye gider. Çok fakir ve susuzluktan çok kurak olan bu köyde köylüler ona hiçbir ikramda bulunamazlar. Eğer onlara su sağlarsa elde ettikleri üründen pay verip vermeyeceklerini sorar. Köylüler sevinerek kabul ederler. Bunun üzerine Abdal Musa asasını yere vurur ve bir anda oradan sular fışkırmaya başlar.

O yıl bolluk ve bereket dolu geçer. Ancak hasattan pay vermeye sıra gelince köylüler bu sözlerini unutur ve Abdal Musa’ya çıkışırlar. Abdal Musa kendisine karşı yapılan bu davranışa çok sinirlenir ve şöyle der: “Siz yazın su içmeye, kışın geçmeye yol bulamayın!”. O günden sonra sert geçen kış aylarında suyun öfkesi ve yazın da susuzluğun kavuruculuğu Fethiye tarafındaki köylülerin kabusu haline gelir ve bu suyu “Pahıl su” ya da “Şeytan suyu” olarak adlandırırlar.

Akdağ’ın Gömbe tarafında yaşayan Alevi köylüleri için bu şelale kutsaldır. Her sene 6- 9 Haziran tarihleri arasında düzenlenen Abdal Musa Şenlikleri kapsamında  Uçarsu’ya çıkılır ve oradan aldıkları sularla birlikte, Subaşı Yaylası civarında “Cem alanı” denilen bölgede toplanılır.

Diğer bir efsaneye göre de yaşlı bir adam ( Bazı kaynaklara göre bu adamın da yine Abdal Musa olduğu söyleniyor) dağda gezerken gittiği bir köyde köylülerden su ister. Ancak köylüler fazla suları olmadığını söyleyerek onun bu isteğine karşılık vermezler. Bir süre sonra Akdağ’ın eteklerinde bir Yörük gelininden su ister. Kadın belindeki kabağın içindeki suyu, sırtında bağladığı bebeğinin susuz kalma pahasına adama verir. Suyu içen adam birden kaybolur ve onun kaybolduğu yerden su fışkırmaya başlar. Bu olaydan sonra da ihtiyaç olan yaz günlerinde su Yörük köylerine akar ve bereket getirir. Kışın ise su vermeyen köylülerin tarafına akarak oralara zarar verir.

Önümüzdeki bir hafta içinde Uçarsu patlayacak ve tekrar Gömbe tarafına doğru akmaya başlayacak. Yolu bu tarafa düşenler için söylemem gereken birkaç hatırlatmam olacak. Eğer ki şelalenin kaynağına gitmek istiyorsanız; arabanızla bir süre Akdağ’a tırmanıp belli bir yerden sonrasını patika yoldan yürüyerek hedefinize ulaşıyorsunuz. Bu arada Yeşil Göl’ü de görme şansına sahipsiniz. Yanınıza bir sırt çantasında ince bir yağmurluk, su ve atıştırmalık bir şeyler alın; fotoğraf makinenizi de unutmayın elbette. Ama eğer şelaleyi karşıdan görmek istiyorsanız dağın eteklerine ulaşmanın bir yolunu bulmanız gerekiyor.

Bu sene Hıdırellez’de de bütün ahali orada olacak. Sizi de bekleriz…
.Kaynak ve Fotoğraf:
 http://gombeyaylasi.com/