kedi-         Biliyor musun anne? Dün gece bir rüya gördüm…

 

-         Hayırdır inşallah… Ne gördün?

 

-         Yok yok! Bir değil, iki rüya gördüm peş peşe… Ama bunlar hep senin yüzünden oluyor; bunu da bilmiş ol!

 

-         Gene ne yaptım ki ben?

 

-         “Ne yaptım?” ı var mı? Sabahtan akşama kadar haberin biri bitiyor diğeri başlıyor. Ben de ister istemez aynı odada olunca izlemesem de kulağıma çalınıyor bir kere…

 

-         Ne gördün? Anlat bakayım…

 

-         İlkinde… Merkezde bir sağlık ocağına tayin olmuşum…

 

-         Eeee?

 

-         Beyaz önlüklü ve beyaz türbanlı ve hatta beyaz eldivenli bir sorumlu hekim beni karşılıyor. Bil bakalım kim?

 

-         Kim?

 

-         Nermin Erbakan!!!

 

-         Hahahahahahahahhh! Ner’den çıktı şimdi bu? Nermin Erbakanmış!

 

-         Onu bana sorma; kendine sor! Her gün ben mi seyrediyorum bütün haber bültenlerini?  Zaten bu kısaydı. Sadece odaları gezdirdi o kadar… Diğeri daha uzun…

 

-         Anlat bakayım.

 

-         Şimdi… Ben bir hastanede çalışıyormuşum. Üst katlardan birinde koridorda yürürken, insanlar telaşla pencerelere koşuşturmaya başlıyorlar.

 

-         Eee?

 

-         Meğerse Süleyman Demirel hastanemizi ziyarete gelecekmiş. Ben de bir pencereden sarkarak onu görmeye çalışıyorum. O sırada arkamdan birisi de omuzlarımın üstünden eğilmeye kalkıyor. Ve ben sekizinci kattan aşağıya doğru serbest düşüş yapıyorum!

 

-         Aaaaaa!

 

-         Ama gariptir ki, ne zaman yüksekten düşmeli rüyalar görsem tam düşme anında sıçrayarak uyanırım. Bu sefer uyanmadım.

 

-         Eeee?

 

-         Bir çuval gibi yere çarpıp öylece kalıyorum. Yattığım yerden sağ elimin işaret parmağını hareket ettirip “Ohh çok iyi.. Hiç kırık yok “ diye seviniyorum. Rüya işte! Yerde bir pelte misali yatarken, Süleyman Demirel ve göbeği yanıma yaklaşıyor. Sesine biraz sitemkar bir ton vererek: “Doktor Hanım, Doktor Hanımmmm” diyor ve ekliyor: “Koskoca devlet büyüğünün karşısında öyle yatmak olur mu?”.

 

 

-         Hahahahahah ! Eee sen ne diyorsun?

 

 

-         Ben hala çuval pozisyonunda yatıyorum ya… Başımı hafifçe kaldırıyorum.:”Sayın Cumhurbaşkanım. Ben biraz önce şu 8. kattan düştüm de o yüzden kalkamıyorum. Kusuruma bakmayın” diyorum.

 

 

-         O ne diyor peki?

 

 

-         “Öyle yatmak olmaz. Kalk bakayım hadi!” diyor. Bana elini uzatıyor ve elimi tutup ayağa kaldırıyor. Sonra uyandım zaten.

 

 

-         Aaaaa çok iyi valla…

 

 

-         Nesi iyi?

 

 

-         Bir devlet büyüğü sana elini uzatmış. Bu demektir ki senin tayin işi olacak.

 

 

-         İnşallahhhhh. Böyle giderse ben daha çok devlet büyüğü görürüm rüyamda ya; neyse bakalım öyle olsun…

 

 

 

Not 1: Bu rüyalar kurgu değildir. 1996 yılında Antalya’nın Gazipaşa ilçesinden il merkezine tayin olmak istediğim dönemde annemde kaldığım günlere denk gelir.

 

Not 2: Bu rüyadan kısa bir süre sonra tayinim gerçekleşti. Gel de büyüklerin yorumlarına inanma bakalım!