e3

 

Elindeki kağıt parçasını, kemikli parmaklarının arasında bana doğru uzattı. Hafifçe elleri titriyordu. “Kızımın ilaçları doktor hanım. Kendisi özürlü de o yüzden getirmedim”. Elinin teriyle hafifçe ıslanmış olan kağıtta, sara hastalığında kullanılan bazı ilaçların isimleri yazıyordu. Kızının ne gibi bir problemi olduğunu sorduğumda , omuriliğinde doğuştan var olan bir hasar yüzünden her iki bacağının da tutmadığını öğrendim. Kadın yorgun görünüyordu; hem de çok yorgun….

 

“Ama okuttum kızımı!” dedi. Solgun gözleri pırıl pırıl parlamaya başladı birden. Ne kadar önemli bir şey yaptığının o da farkındaydı. “Eksik kalmasın istedim. Okusun istedim”. Anlatmak istiyordu; ben de dinlemek… “Sırtımda  getirip götürdüm okula. Okuldan çıkıp, rehabilitasyona giderdik birlikte. Ortaokula geçtiğinde sınıfı üçüncü kattaydı. Okulda asansör de çalışmıyordu”. “Eee okul idaresiyle konuşup, kızınızın sınıfını giriş katına aldırsaydınız keşke” diye söylendim. Dinlediklerime kendimi öyle kaptırmıştım ki sesimdeki telaşa kendim bile şaşırmıştım.

 

“Zaten giriş katına alsalar ne olacak ki? Bir ders üçüncü kattayız. Diğer ders fen laboratuarına bodrum katına iniyoruz. Bir sonraki ders, tekrar üçüncü kata… Allahtan sonra asansör yapıldı da biraz kolaylaştı işim. Koca kız tabii… Taşımaktan bel fıtığı oldum inanın!”. Bir an için kadının, sırtındaki kızını merdivenlerden bir aşağı bir yukarı taşıması gözümde canlanıverdi. İçim sızladı. Ne diyeceğimi bilemiyordum. Sadece başımla onaylayabildim. “Ortaokuldan sonrasına devam edemedik ne yazık ki… Çünkü bunun küçüğü olan kızım da özürlü ve onun da ilkokula başlama zamanı geldi. Her ikisini de aynı zamanda okula götürmem mümkün değil! Kadının içinde bulunduğu zor durumun kasveti bütün odaya çökmüştü adeta. Küçük kız da doğum sırasında oksijensiz kalmış ve geriye dönüşsüz hasarlar oluşmuştu bedeninde.

 

Kocasının destek olup olmadığını sorduğumda ise gözleri buğulandı birden bire. “Onun umurunda bile değil! Hala ‘Bu ev neden temiz değil?’ diye benimle kavga ediyor. Eve zaman kalmıyor ki!” Öfkesinden sesi titriyordu; tıpkı elleri gibi… Büyük kızının liseyi dışarıdan bitirebileceğini hatırlattım. Öyle ya; eğer lise mezunu olabilirse hiç olmazsa ellerini kullanarak masa başında yapabileceği bir meslek sahibi olabilirdi. “Biliyorum” dedi tedirgin bir ses tonuyla… “Bize bir şey olsa, bu çocuklara kim bakacak? Karınlarını kim doyuracak? “

 

O, eli öpülesi bir kadındı… Güçlü ve azimli bir anne… Hiçbir zaman  yaşadıkları sıkıntılar yüzünden kendisine acımamıştı. Yaşamın ona oynadığı bu arsız oyuna inat, mücadeleyi hiçbir zaman bırakmamıştı ve de bırakmayacaktı. Bundan sonra mı? Onların varlığının farkında olmayan insanların kurduğu bu dünyada, karşılarına çıkan engelleri çocuklarıyla  birlikte birer birer aşarak yollarına devam edeceklerdi. Zaten başka seçenekleri var mıydı ki? Onlar için belirsiz olan gelecek, ne yazık ki çok da uzakta değildi…

 

 

 

 

Fotoğraf: www.deviantart.com