- Neden?
- Ne neden?
- Yani neden bu kadar zamandır suskunsun?
- Off yine mi başladık? Peki istediğin gibi olsun.Ben mi suskunum? Çenem hiç kapanmıyor ki.
- Ne sormak istediğimi bal gibi biliyorsun. Niye beni uğraştırıyorsun?
- Haaaaa neden yazmadığımı merak ediyorsun sen.
- Güzel olduğun kadar zekisin de… Aferin sana!
- Aslında bunun bir kaç nedeni birden var sanırım.
- Ne gibi?
- Bu bir kısır döngü aslında. Hani bazen olayların dışına çıkıp da bakarsın ya kendine… Böyle bir dönem geçirdim ben de. Yani yazdıklarımı birilerinin okumasının şart olmadığını düşündüm. Kendim yazıp, kendime saklamayı düşündüm.
- Eeee? Sonra ne oldu?
- Ne mi oldu? Tek satır yazmadım. Bu sefer de kendime kızdım.
- Sen de bize kızmaya bahane arıyorsun!
- Ama bir düşünsene… Hem başkalarıyla paylaşmak tuhaf gelip hiçbir yazı yayınlamamayı düşünüyorum; hem de yazmıyorum. Bu bir çelişki değil mi?
- Haklısın da… Aslında kendi içinde karmaşık bir dönem geçirdiğini göz ardı ediyorsun.
- Tabii o da var. İnsanın kafası meşgulken başka şeylere odaklanamıyor. En azından benim için durum bu.
- Oysa ne çok yazacak konuyu atladın bu tembellik döneminde. Babanın ölüm yıl dönümü geçti; yazmadın. Yeğenin Barış askere gitti ; sen yine yazmadın. Çok sevdiğin sağlık ocağındaki hastalarından ağlaya ağlaya ayrıldın, devlet memurluğundan istifa edip yeni bir iş hayatına başladın; hala suskunsun.
- Doğru söylüyorsun. Annem de isyan etti geçenlerde. Sayfama her girdiğinde kendi ameliyat macerasını görmekten fenalık gelmiş.
- Gelmiştir tabii. Hani annenin yaptığı komiklikleri anlatıyordun? Malzemen tükenmiş olamaz!
- Ooo annem söz konusu olunca malzeme hiç tükenmez.
- Sonra Haydut var… Ondan hiç bahsetmedin bile. Onu ne kadar çok sevdiğini biliyorum. Şöyle birlikte çekilmiş fotoğraflarınızla süslenmiş sıcak bir yazı yazabilirsin; değil mi?
- Offff bilmiyorum. Neden beni bu kadar zorluyorsun?
- Seni ara sıra dürtmek gerekiyor; artık bunu anladım. Sana kalırsa uyuz uyuz oturacaksın.
- Zaten ben de kendi kendime diyordum “Benim başımın belası gelir yakınlarda” diye!
- Ne zaman bu gerçeği kabul edeceksin bilemiyorum ama ölünceye kadar seni bırakmayacağım.
- Aman ne güzel! Artık yapacak işlerim var. Beni rahat bırakırsan sevinirim.
- Hıhhhh yapacak iş sırf sende var sanki… Şimdilik gidiyorum. Ama emin ol gözüm üzerinde olacak.
- Ona ne şüphe…
- Yazmazsan görüşürüz; benden söylemesi.
- Offfffff tamam tamam. Söz, yazacağım…
- Söz verdin bak!
- Git başımdan artıkkkkkkkk!!!! Yakamdan düşesin diye sırf yazmış olmak için bir şeyler yazayım da gör gününü! Al işte!

Görsel: http://elenesse.deviantart.com/art/Interrogation-174482600?q=boost%3Apopular%20interrogation&qo=219