Hani bazı mekanlar vardır. O mekanlar, orada sürekli görmeye alışkın olduğumuz insanlarla özdeşleşir bir şekilde. Benim için de Uğur Bey öyleydi. Şekerbank’la anlaşması olduğu için annemin ilaçlarını Akın Eczanesi’nden alırız. Genellikle ablam ya da eniştem uğrasa da , zaman zaman bana düşerdi bu görev.

Her zaman güler yüzlü , nazik ve sıcaktı Uğur Bey… Hakkında hiçbir şey bilmezdim. Reçetenin hazırlanması aşamasında günlük hayata dair ufak tefek konuşmalardan öteye gitmezdi sohbetlerimiz. İşini o kadar ciddiye alıyordu ki uzun yıllar boyunca eczanenin sahibi zannetmiştim kendisini.

Bir kalp krizi sonucu yaşamının son bulduğunu birkaç gün önce öğrendim. Hiç tanımadığım ama yaşamlarımızın bir noktasında temasta olduğumuz bu genç adamın ölümü , doğum günümü kutladığım günlere denk geldi ne tuhaf ki… Ben yeni gelen yaşımı kutlarken, o bir daha dönmemek üzere yaşayamadığı yılların küskünlüğünde bir yolculuğa çıkmıştı bile. Yakın yaşlarda iki insandık biz onunla ve yaşam ile ölüm kadar da uzak… Bir yılı daha hastalık ve ölüm yaşamadan devirebildiğim için çok şanslıydım ben; o ise başaramamıştı işte. Onu seven herkese dayanma gücü diliyorum.

Tezgahın arkasında gülümseyerek “Hoş geldiniz” diyen Uğur Bey de yaprak dökümüne karşı koyamadı ne yazık ki… Artık Akın Eczanesi her zaman eksik kalacak…Işıklar içinde yatsın…