52656Keziban, 21 yaşında… Evleneli henüz 2 ay oldu. Düğününden sonra onu ilk defa bugün gördüm. Kapım çalındı. İçeri gelmesini söylediğimde yüzünde muzip bir gülümsemeyle eşikte beliriverdi. Hızlı ama küçük adımlarla yanıma yaklaştı. Kollarını boynuma dolayarak sımsıkı sarıldı bana. Hatta minicik görüntüsünden beklenmeyecek kuvvette bir sarılıştı bu. İlkokulu henüz bitirmişken tanımıştım onu. Yıllardır da sürekli bana muayeneye gelirlerdi ailece. Gözümün önünde büyüdü o da, diğerleri gibi…

 


Bu sefer genç bir kadın olarak karşımdaydı. Küçük ama biçimli gözleri pırıl pırıl parlıyordu. “Hadi otur bakalım” dedim…”Anlat! Nasılsın?” Karşımdaki koltuğa oturdu. Ellerini kucağında birleştirdi.Gülümserken, koyu buğday teninde bembeyaz dişleri dikkatimi çekiyordu. “İyiyim Yeşim Ablacığım” dedi. Biraz ailesinden, kardeşlerinden bahsettik. Sıra evliliğine geldi.”Mutlu musun?” diye sordum. 3 yıldır tanışıyorlarmış. Son 1 yıldır da nişanlılarmış. Belediyede temizlik işçisiymiş kocası. Anlatırken yüzündeki heyecan o kadar rahat farkediliyor ki…

 


Bir süre sonra hem hekim, hem de bir abla olarak önemli bulduğum bir konuya getirdim lafı “Korunuyor musunuz?Aman dikkatli olun!”. Başında eğreti gibi duran başörtüsünün omzuna sarkan uçlarından biriyle oynamaya başladı. “Abla ben düşük yaptım” dedi. Biraz üzgün ve mahcup anlatmaya başladı. Evlendikten 1 ay sonra hamile olduğunu farketmiş. Ondan bir süre sonra düşük yapmış. Üzerine bir de küretaj olmuş. Daha çok genç olduklarını , neden çocuk sahibi olmak konusunda bu kadar acele ettiklerini sordum. Alnı kırıştı birden …Önce “evde canım sıkılıyor, o yüzden hemen istedim” dedi. “Bu seni oyalayacak bir şey değil ki. Bahsettiğimiz bir insan , hem de sana uzun yıllar ihtiyaç duyacak bir insan. Bu sorumluluğa hazır mısın?” diye çıkıştığımda, gözlerini yerde sabit bir noktaya dikerek ağzındaki baklayı çıkardı. “Herkes soruyor bir şey var mı diye?” dedi. Daha evleneli 2 ay olmuşken bir takım meraklı kadınların tacizine uğruyordu bir şekilde.” Kısır mı?” diye soruyorlarmış, sadece 2 aydır evliyken! Kadın olmayı sadece çocuk doğurmakla bir tutan ve kendi bildiklerinin en doğru olduğunu zannedip, küçücük kadınları yanlış yönlendiren meraklı ve çok bilmiş kadınlar topluluğu!

 


Dimdik gözlerinin içine baktım. “Bak Keziban. Sen henüz çok gençsin. Sevdiğin erkekle evlenmişsin. Bu yaşlarınız da bir daha yaşanmayacak. Şöyle hiç olmazsa 3-4 sene evliliğin tadını çıkartın. Tak kocanı koluna, sinemaya gidin, yüzün, piknik yapın, gezin tozun. Çocuk da zamanı geldiğinde olur, ne aceleniz var? Hem bu arada birbirinizi de daha iyi tanırsınız.” dedim.” Haklısın ablacığım” dedi. Sonra anlattı, kocası da benim gibi söylemiş.”Sen kulak asma onlara” demiş. Ama sanırım Keziban ailelerin, bitmek tükenmek bilmeyen sorularından bunaldığı için bir an önce çocuk sahibi olarak bu konuyu kesin olarak bitirmeye çalışıyordu. Aslında değişen bir şey olmayacaktı ki… Bu seferde ikinci çocuğu ne zaman yapacakları konusunda sıkıştırıp duracaklardı.

 


“Benim artık gitmem lazım” diyerek ayağa kalktı. Tekrar sımsıkı kucakladı beni. “Benim iyiliğim için söylediğin herşey için çok teşekkür ederim” dedi gene pırıl pırıl gözleriyle. “Bu kızın ne kadar aydınlık bir yüzü var” diye düşündüm. “Baktıkça insanın içine huzur veren bir sakinlikte”. Söylediklerimi eşiyle de konuşup bir karara varacaklarını söyledi. Kapıdan çıkarken tekrar dönerek gülümsedi ve “Hoşçakal” dedi…

 


Arkasından uzun süre baktım. Daha kendisi yenice yetişkin olmaya başlamış küçücük bir kız uzaklaşıyordu yanımdan. Bilinmezliklerle dolu bir dünyaya adım atmış, el yordamı kendi için en doğru yolu arıyordu. Kendisi için uygun olan yol, her zaman akıl verenlerin yollarıyla paralel olmayacaktı. Çocuğunun ne zaman doğacağına ve hatta kaç çocuk yapacaklarına “çok bilmiş kadınlar heyeti” karar verecekti. Çünkü, onlar da bir zamanlar Keziban’ın yaşındayken aynı yollardan geçmişlerdi. Hep onlara da ne yapmaları gerektiği söylenmişti. Yaşamını Keziban dışında herkes , kendince şekillendirmeye çalışacaktı. Ailesi, kayınvalidesi, komşuları… Keziban da bir kaç çocuk, bir sürü sorumluluk ve hayatın tüm yüklerini omuzlarına yüklendikten sonra, yeni evlenen genç kadınlara, bıkmadan usanmadan aynı soruyu soracaktı:”Eeee bebek ne zaman?”